4 Haziran 2017 Pazar

5 Yeni Fondoten || İlk İzlenimler



Selam! Havalar biraz daha ısınınca, yüzüme yazısını şurada yazdığım üründen başka bir ten ürünü kullanmayı pek düşünmüyorum. E madem öyle, niye beş yeni fondoten var önümde? Denemek ve yorumlamak için. 

Aralarından bazıları firma gönderisi. Zaten her zamanki gibi yanlarına (*) koyuyor olacağım. Ürünlerin renkleri, yapıları ve ambalajları başta olmak üzere, bir takım özelliklerini ele alıp, ilk izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. İlginizi çeken bir ürün varsa okumaya devam edebilirsiniz. :)


1) IT COSMETICS CC KREM (50+ SPF)

Eskiden çok sıkı takip ettiğim iki bloggerın (Lily Pebbles ve Anna) bu ürünü çok sevdiklerini biliyordum ancak ülkemizde olmayan bir marka olduğu için almayı hep erteledim. Bir şekilde bütçe ayırmadım buna. Sonra, Duygu birkaç video öncesinde bu cc kremi aldığını ve bayıldığını söyledi. Cilt tiplerimiz benzediği için ben de denemek istedim ve Instagram'da @sarinkozmetik 'ten rica ettim. Bu arada Sarin Kozmetik hesabından ikinci alışverişimdi bu ve Aret Abi diye hitap ediyorum artık çünkü çok saygılı, tatlı ve güvenilir kendisi. Güvendiğim Insta-butiklere bir yenisi eklendiği için sizinle de paylaşmak istedim. 

CC krem 50+ güneş koruması içeriyor. Pompalı bir ambalajı var. 32 ML'lik bu ürün, Amerika Sephora'da en çok satılan cc kremmiş. 

Ben iki farklı günde, iki farklı yolla uyguladım. Önce The Body Shop'un kabuki fırçasına biraz yağ damlatarak denedim. Ertesi günü ise nemli Beauty Blender'la uyguladım. Beauty Blender'la kullanmayı daha çok sevdim çünkü her ne kadar ilk uygulandığında ışıl ışıl olsa da, yüzüme oturdukça tenime biraz fazla yerleşti. Mat ve pudra bitişli asla değil ama yüzümde bir şeyler olduğu çok belli oldu. Beauty Blender'ı nemli kullanarak uyguladığımda ise bu durumu bir nebze de olsa azaltmış oldum. Kapatıcılığı ise bir CC kreme göre fazlasıyla iyi. Orta kapatıcılıkta diyebilirim. Fiyatını tam hatırlayamıyorum ancak 170-200 gibi kalmış aklımda. Kurudan ziyade normal ciltler daha çok sever diye düşünüyorum.


2) FLORMAR HD FONDOTEN 

Buna bayılıyorum ben! Şuradaki makyaj videomda yüzüme bu fondoteni uyguladım ve ne kadar sevdiğimi, neden sevdiğimi ve neden almanız gerektiğini anlattım. Aslında bu firma gönderisiydi. Daha doğrusu şöyle oldu; (videoyu izlemek istemezsiniz diye anlatıyorum) Flormar yeni HD serisini göndermişti ancak içinden çıkan HD fondotenin rengi bana koyuydu. Yapısını çok sevdiğim halde rahatça kullanamadım ve Maltepe Park AVM'deki mağazalarından en açık rengini satın aldım. 39 Lira'ydı sanırım. Flormar'ın sitesinden de alabilirsiniz. 

Kameralarda gerçekten güzel çıkan, sürümü kolay, duruşu muazzam bir ürün bu. Özel günlerde kullanacağım tek bir fondotenim olsun diyorsanız, budur.


3) BOBBI BROWN SKIN FOUNDATION (SPF 15) *

Yarışmalarının duyurularını yapmama karşılık firma göndermişti bu ürünü. Hatta stik olanı ve cushion olanı da. Yeri gelmişken hepsini az az anlatayım mı? 

Stik olanı sevmedim. Benim stik fondoten anlayışıma göre epey kuru. Hatta Anastasia Beverly Hills markasınınkinin aynısı. Cushion olan güzel, ince ama benim favorim L'oreal'in Cushion'ı. Onu da şuradaki videomda yüzüme uygulamıştım.

Gelelim bu likit olan Skin fondotene. Valla bu baya iyi. Kime göre? MAC Face&Body gibi akıcı, ıslak bitişli, az kapatıcılık isteyenlere göre. Örtücülüğü 10 üzerinden 4,5 diyeyim. Yüzde ışıl ışıl, gerçekten adı gibi 'ten' gibi duruyor. Bobbi Brown mağazalarından ve websitelerinden satın alabilirsiniz. Fiyatı 175 TL.


4) CHARLOTTE TILBURY MAGIC FOUNDATION (SPF 15) *

Çok kapatıcı ve gerçekten sihir gibi olduğunu duymuştum ancak bu beni korkutmuştu. Yüzümde çok pudralı duracağından ürkmüştüm. Instagramda, sevgili @lorijinalshop olarak bildiğimiz Lori tarafından hediye edildi. 'Buna bayılacaksın.' demişti. Bu arada Lori, bu satışlardan elde ettiği gelirle sokak hayvanlarına bağışta bulunuyor. Tıpkı @hipder Funda abla gibi. Fondotene dönersek...

Benim favori uygulama şeklim; sentetik tüylü kabuki bir fırçaya azıcık yağ damlatarak, iyice nemlendirilmiş ve mümkünse ışıltılı/ıslak bir baz uygulanmış cilde yaymak. Bu kadar kapatıcı olup, bu kadar doğal durması süper. Kış için harika bence. Aferim kız Charlie. Fiyat pahalı ama. 30 pound.


5) NYX TOTAL CONTROL DROPS 

13 ML'lik, mini minnacık bir serum formundaki bu damlalıklı fondoteni çok merak ediyordum. Öyle ki, firmanın göndereceğini bildiğim halde (ben bilirim :D) bekleyemeden kendim aldım. Fiyat fena değil. 56 Lira ve NYX'in kendi sitesinde ve mağazasında satılıyor.

Yalnız şişe çok küçük. Sadece iki kez kullandım ve NYX yazısının başlangıcına kadar indi. Neyse. İlk izlenimlerimi anlatayım. Geçtiğimiz haftalarda, akşam dışarı çıkmadan evvel nemli süngerle uyguladım. Yarabbi, o nasıl ışıl ışıl bir duruştur. İki kaşımın ortası filan yaldır yaldır parladı. (Ben bu durumu çok severim bu arada.) Böyle sağlıklı bir duruş. İncecik yapısına rağmen ortanın üstünde örtücülük.

He bu arada, bu fondotenin olayı; örtücülüğünün arttırılabilmesi. İki damla kullanırsan az kapatıcı, üç damla orta, dört damla ise tam örtücü. Fakat bence öyle değil. İki buçuk damlada tam kapatıcılığı gördüm ben. Buralara kadar muazzam da bakın gecenin ilerleyen saatlerinde ne oldu.

Ayıptır söylemesi, pek keyifli bir akşamdı. Ataşehir Watergarden'da yemek yedik. İlk kez gittim o AVM'ye ve bayıldım. Kiko var, Miniso var. Yemek yerleri bir havuzun etrafına serpilmiş. Saat başı güzel müzikler ve su gösterileri var. Işık oyunları filan. Sonra da Evrencan'ı dinlemeye gittik. Ben arada ön kameradan fondotene bakıyorum tabii. Bir iki saat sonra bi baktım, dudaklarımın etrafı, çenem ve dudaklarımın kenarındaki mimik çizgilerim (benimkiler çok mimik yapmaktan çok derin ama babam onları çok seviyor. :) <3 ) felaket durumda. Pul pul olmuş, böyle pütür pütür. Maske gibi duruyor. Aynı şekilde sabah parıldayan kaş ortası da öyle. Sonrasında cildimi daha iyi nemlendirerek tekrar uyguladım. Bu kez sadece çenemde aynı sorunu yaşadım. Kurulukları ve çizgileri çok ön plana çıkarıyor diyebilirim.




Bahsettiğim fondotenlerin renkleri de böyle. Özellikle NYX ve Flormar'ın rengi bana baya iyi oldu. 

Buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Kısa bir süre sonra blogda bir takım yenilikler olacak ve ben buralara biraz daha ağırlık vereceğim. Bu site benim kıymetlim. Sesimi ilk buradan duydunuz. :)

Sevgiler!


25 Mayıs 2017 Perşembe

Sudocrem'le İlgili Her Şey



Selam! Kendimi ve kameramı, bu konu üzerine bir video çekmek için hazırlamıştım aslında. Sonra 'Ben kesin çok konuşurum, bu 15 soruyu 45 dakikada sohbet ede ede anca yanıtlarım.' diyerek, yazıya dökmeye karar verdim ve evet, birkaç hafta önce söz verdiğim gibi, sizlerden gelen Sudocrem sorularının cevaplarını veriyorum!

Lafı hiç uzatmadan soru-cevap şeklinde konuya giriyorum. Umarım bu yazımı faydalı bulursunuz.




1) SUDOCREM NEDİR?

Sudocrem; cildi korumayı ve sakinleştirmeyi hedefleyen bir bebek bakım kremidir. İçerisindeki etkin maddelerden bazıları; sodyum benzoat ve çinko oksittir. Esasında bir pişik kremi olan Sudocrem; meme uçları da dahil olmak üzere, onarım ve renk düzenlemesi gerektiren bölgelerde yaygın olarak kullanılmaktadır.


2) BEN NEREDEN DUYDUM?

Tabii ki sosyal medyadan. Snapchat'te, Instagram'da, takip ettiğim birçok kişi sivilcelerini söndürmek, uçuklarını geçirmek için bu kremi kullanıyordu. Çenemde çıkan devasa sivilceye kadar ilgimi çekmemişti. Snapchat'te izleyicilerim önerince ben de denemek istedim.


3) NEREDEN, NE KADARA ALDIM?

Bendeki 60 gram'lık olanı. Eczaneden 14 Lira'ya aldım. 125 ve 250 gram'lık iki boyu daha var. Onların da fiyatları; 28 ve 48 TL civarında diye biliyorum.


4) NE AMAÇLA KULLANIYORUM?

Ben de bir çoğunuz gibi, aktif sivilcelerin sönmesi için, sivilce çıkarmak üzere olan bölgeyi kurutup akneyi geri göndermesi için ve lekelerim için kullanıyorum.


5) SİVİLCE YAPAR MI?

Sizlerden Sudocrem'le alakalı sorularınızı istediğimde bana en çok sorulan 2. soru buydu. Bu yazıda yalnızca kendi deneyimlerimi aktardığımı, bilir kişi ya da hekim olmadığımı, herhangi bir ürünün bendeki etkisiyle sizdeki etkisinin farklı olabileceğini tekrar hatırlatmak isterim.

Ben bu kremi birkaç kez tüm yüzüme de uyguladım ve ne lokal uygulamada, ne de tüm yüzüme uyguladığım zamanlarda sivilce problemi yaşamadım.


6) HASSAS, EGZAMİK CİLDE ETKİSİ NEDİR?

Bu tam olarak benim cilt tipim. Ne iyi geldi, ne kötü. Az sonra kullandığım süre zarfındaki deneyimlerimi anlatacağım zaten.


7) YÜZ RENGİNİ AÇIYOR MU?

Üzerinde yazana bakılırsa kızarıklığı, kullananların sosyal medyada paylaştıkları deneyimlere bakılırsa da lekeleri geçirme etkisi mevcut. Dolayısıyla uygulandığı bölgenin rengini açmayı hedefliyor ancak üzülerek belirtiyorum, düzenli kullanmama rağmen bende leke açıcı etkisi olmadı.


8) SİVİLCE ÇIKMASINI ENGELLER Mİ? MEVCUT SİVİLCEYİ KURUTUR MU?

Sudocrem'i sivilcenin çıkmak üzere olduğu bölgeye uygulayıp yattığımda, ertesi sabaha sivilcenin etrafındaki o kızarıklıklar hafiflemiş şekilde uyanıyorum ancak sarı Coresatin gibi direkt kızarıklıkları iyileştirme etkisi gözlemlemedim. Ayrıca uygularken çok kremsi ve yağlı bir pomad yapısındayken, sabah uyandığımda uyguladığım bölgeyi epey kuruttuğunu deneyimledim. Bu iki sorunun cevabına gelince; bende sivilce çıkmasını yüksek oranda engelledi ya da geciktirdi ancak mevcut olan aktif sivilceyi hafifletse de söndürmedi. Kastettiğim şey şu; gece sürüp sabah sivilcenin tamamen yok olmasını beklemeyin. O kızarıklığını hafifletip, iltihaplı sivilceyi biraz da olsa kurutuyor ancak tamamen geçirmesi söz konusu olmadı.


9) TÜYLENME YAPIYOR MU?

Tüylenme yapmıyor ancak yüzünüzdeki mevcut tüylerin uzama hızını bariz şekilde arttırıyor. Yüzündeki tüyleri alan birisi olarak; normalde 1,5 ayda bir alırken, Sudocrem'i düzenli sürdüğüm sürede 2 haftada bir tıraş etme gereksinimi duyduğumu söylemeliyim. 


10) KULLANIM ŞEKLİ NEDİR?

Eczacıya bunu danıştığımda, yüzde herhangi bir bölgeye uygulanacaksa gün ışığı görmemesi için, gece uyumadan kullanmanın faydalı olacağını söylemişti. Bu yüzden ben de bu şekilde kullanıyorum. Her ay adet dönemi öncesi ya da normal bir zaman diliminde çikolata sebebiyle çenemde ve etrafında çıkan sivilcelere uygulayıp uyuyorum.

Tüm yüze uygulama konusunda ise şöyle bir şey deneyimledim. Yapısı ilk başta o kadar yoğun ve yağlı ki, ben sabaha kesin yüzüm sivilce içinde uyanırım dedim. Ancak sabah, gergin ve kuruluktan gözeneklerim daha da belirginleşmiş şekilde uyandım. Hani kil maskesi yaparsınız da, maske donunca alttan gözenekler koca koca çıkar ya, öyle.

Benim anlamadığım bu kadar kurutucu bir kremin (öyle ki insanların sivilcelerini kurutuyor) dünyanın en hassas cildine sahip olan bebeklerde nasıl kullanıldığı. Kafam karıştı.


11) NE SIKLIKLA KULLANILMALI?

Yine eczacıya danıştığım bir konuydu. Lokal olarak her gün kullanmamın bir sakıncası olmadığını, tüm yüzüme süreceksem haftada biri geçmememi söylemişti.


12) YAĞLI CİLTLER KULLANABİLİR Mİ?

Zaten kullanıp da memnun kalan kesim benim gözlemlerime göre yağlı cilde sahip olanlar. 


13) AĞRILI SİVİLCELERİ GEÇİRİR Mİ?

Yukarıda da belirttiğim gibi; sivilceleri tamamen geçirme gibi bir etkisi olduğunu düşünmüyorum.


14) BEPANTHEN GİBİ TÜM YÜZE SÜRÜP UYUSAM, ONUN GİBİ NEM VERİP PÜRÜZSÜZ HALE GETİRİR Mİ?

Bepanthen nem konusunda çok daha doyurucu. Sudocrem'i tüm yüze uygulandığında sevemedim ben. Cevap: Hayır.


15) KISACA SUDOCREM DENEYİMLERİNİ ÖZETLER MİSİN?

Bazen bir ürünün vaatlerini okuyunca, bir başkasından da memnun olduğunu duyunca o ürünü sevmek için kendimizi zorluyoruz bence. Gerçekten güzel etkilerinin olduğuna, bizde de aynı sonucu vereceğine inandırıyoruz kendimizi sanki. Bende de öyle oldu. Sudocrem'i kullanmaya başladıktan sonra ilk 1 ay etkiliymiş gibi geldi ancak düzenli kullanmama rağmen 'o mucizevi' etkisini göremedim. Yanağımda 7-8 ay önceden kalan bir sivilce lekesi ve kolumdaki yara izinin (daha çok leke gibi) en ufak bir iyileşme göstermemesi de bunun kanıtı sanki. Bu arada toplamda 4,5 aydır kullanıyorum kremi. 

Şunu da atlamamak gerek. Her sivilce izi birbirinden çok farklı. 5 senedir gitmeyen bir lekeyle, geçtiğimiz hafta sönen sivilcenin izi aynı inatçılıkta olmayabiliyor.

Bir diğer etkisi ise siyah nokta artışı oldu. Benim burnum ve çenem dışında siyah noktam yoktu. Sudocrem'i sürdüğüm bölgelerde minik minik bir sürü siyah nokta oldu.

Yine de bu kadar insanın memnun kaldığı krem sizde işe yarayabilir. Bunlar benim deneyimlerimdi. Sorularınızı kendimce, bilgim dahilinde yanıtlamaya çalıştım. Atladığım, eksik olduğum bir takım bilgiler olabilir. Onları da sizden duyarak tamamlamayı çok isterim.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Sizler Sudocrem kullandınız mı? Kullandıysanız etkili buldunuz mu? Sevgiler!



Son videomu izlediniz mi? Buraya tıklayın!

Görkem






8 Mayıs 2017 Pazartesi

Silikon Makyaj Süngeri?





Selam! Taze bir blog yazısına ne dersiniz? Bu kez bir farklılık yapıp akşam yayınlıyorum yazımı. Şu yeni trend, silikon makyaj süngerlerini ele alalım diyorum.

Benim elimdeki, fırçalarını ve makyaj süngerlerini pek başarılı bulduğum Nascita markasına ait. Sanırım bu silikon süngerlerin çıkış noktası da; Molly Cosmetics markasının Silisponge isimli ürünü piyasaya sürmesi oldu. İlk önce yabancı bloggerların yazıları geldi, sonra Instagram'da vloggerların uygulama videoları. Sütyen içi silikon aparatı muadil gösteren de oldu, ayakkabı vurmasın diye kullanılan topuk plasterini de. Peki gerçekten, bu silikonumsu şeylerle fondoten, kapatıcı, kontür uygulanır mı?




Önce normal süngere göre ne avantajları var, ondan bahsedeyim. Öncelikle kullanmadan önce ıslatmanıza gerek yok çünkü ıslanınca şişecek bir formu yok. Bu yüzden size zaman kazandırıyor. Kullandıktan sonra temizlemesi aşırı kolay. Klasik makyaj süngerleri gibi suyun altında beyaz sabuna sürtmeniz ve bu iş için 1-2 dakika harcamanıza gerek kalmıyor. Suya tutmanız, çok kirliyse de bir damla sıvı sabun kullanmanız yeterli oluyor. 

Asıl olumlu yönü, ki bence kayda değer tek özelliği bu; ürün emmemesi. Dolayısıyla da sıradan makyaj süngerleri ve fırçalarına nazaran çok daha az ürün harcamanız. Normalde iki pompa fondoten kullanıyorsanız, bu tip jel süngerlerle 1 pompa yeter de artar bile. 




Evet ürün yemiyor ama bence yüze güzelce yayamıyor. Şöyle söyleyeyim; tampon hareketlerle uygulama yapamıyorsunuz. Yüze sabun sürter gibi, yukarıdan aşağı kullanmak zorundasınız.

 Ben bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra bir daha kullanmayı düşünmüyorum çünkü ürünü homojen yayamaması ve likit ve krem ürünlerdeki performansının benim için çöp olması, ürünü kenara koymak için yeterince geçerli sebepler.

Bu arada yukarıda anlattıklarım, fondoten yayma konusundaki performansıydı. Göz altı kapatıcısını düşünmeyin bile. Köşelere, kenarla giremiyor ki. Onu bırakın, ürün parça parça uygulanıyor. Bir yerde az, diğer bölgede çok.




Kımış kımış dokusuyla benim için anca stres topu oldu. Yine de denemek isterseniz Nascita'nın sitesinden 19,90 TL'ye alabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkür ederim! Çok sevgiler!



*Ürün Nascita tarafından deneyimlemem için gönderilmiştir. Teşekkürler! <3



1 Mayıs 2017 Pazartesi

Nisan 2017 Favorilerim



Yeni bir haftaya kocaman bir günaydın! Bugün bir değişiklik yapıp, geçtiğimiz ayın favorilerini video şeklinde değil de, yazı formatında paylaşmak istedim. Havalar ısındıkça kozmetik favorilerim bir elin beş parmağını geçmiyor. Bu sebepten yaz aylarında favoriler videolarını rafa kaldırıyorum. 

Güneş yüzünü hiç saklamıyor artık, o yüzden geçtiğimiz ayın en favori ürünü, şu anda yukarıdaki görselde olmayan ama dışarı çıkmadan önce muhakkak sürdüğüm güneş kremim. Detaylı incelemesini okumak için buraya tıklayabilirsiniz. 




Geçtiğimiz ay ve hatta ondan önceki, her ihtiyaç duyduğumda, özellikle likit mat ruj öncesi kullandığım bir dudak peelingim var. Snapchat'ten filan paylaşmıştım birkaç kez. Glam Glow Pout Mud'dan bahsediyorum. Pokemon topuna benzeyen ambalajını çevirerek açtığınızda, hafif şekerli bir nane kokusu geliyor burnunuza. Ben reyhasını After Eight çikolataya benzetiyorum. :)

Bu arada bunun farklı çeşitleri olabilir. Bendekinin tam ismi; Glam Glow Pout Mud Fizzy Lip Exfoliating Treatment bıdı bıdı. Kullanımı ise şöyle; kuru dudaklarınıza parmağınızla masaj yapar gibi uyguluyorsunuz. Bunu 1-2 dakika sürdürdükten sonra, ürünü aktive etmek için (paketinde öyle yazıyor) dudakları ıslatarak ovuşturmaya devam ediyorsunuz. İsminden ötürü ben suyla birleştiğinde köpürecek sandım ama yapısal bir değişiklik göremedim. Yalnız şunu söylemeliyim; dudakları biraz kaşındırıyor, azıcık yakıyor. Öyle dayanılmaz bir şey değil, ben de alerji filan da yapmadı ancak denerseniz şok olmayın diye söylüyorum. 

Dudağımdaki ölü derileri temizliyor evet ama ben en çok verdiği o hafif dolgunluğu ve parlaklığı seviyorum. Ruj öncesi uyguladığımda gözle görülür fark ediliyor ancak böyle dedim diye dolgunluk beklentisiyle gidip almayın. Benim dudaklarım çok ince diye baya fark ediliyor olabilir. Daha önce Instagram'ın hikaye kısmından da bu durumu paylaşmıştım hatta.

Diyeceğim o ki; ben çok seviyorum ancak sırf dudaktaki kabukları, ölü derileri atayım derseniz, boşuna para vermeye gerek yok. Bundan tam 5 sene önce şurada yazdığım, Youtube sağolsun (sonradan videosunu çekenler oldu) artık neredeyse hepimizin bildiği ama yine de hatırlatmak istediğim bu tarifle dudaklarınızı temizleyebilirsiniz. 

Son olarak bir hatırlatma yapmak isterim. Bu Glam Glow dudak peelingini, dudağınızda herhangi bir açık yara, uçuk, yırtık vb. varsa kullanmanızı tavsiye etmem. Benim fazlaca çatlak olan dudağımdaki ufak bir açıklıkta beni acıdan gebertti. Gerçekten duvarı tekmeledim, öyle yaktı beni. Üstelik daha kötü etti. İçindeki mentolden ötürü herhalde. O yüzden açık yara varsa uygulamayın. 




Geçtiğimiz haftalarda makyaj koleksiyonumu temizledim, sadeleştirdim. Elimde fazlaca siyah göz kalemi olduğundan, birkaç tane bitirmeden yeni bir şey denememeye karar verdim. Son 2-3 aydır kullandıklarımdan birisi de yukarıda gördüğünüz Hourglass 1,5 mm Obsidian kalemdi. Size ucunun ne kadar ince olduğunu ve renginin ne kadar kömür karası olduğunu göstermeyi çok isterdim ama bitirdim. Oley! Asansörlü bir kalem bu ve şu ana dek gördüklerim arasında en ince uçlusu. Bu sebepten gizli eyeliner (Hollywood Liner) dedikleri işlem için süper. Yani üst iç göz kirpik dibini boyamayı kastediyorum. Ben siyah kalemi her yerime sürdüğümden çabuk bitiriyorum ama bu da 0.06 grammış yani, nasıl çabuk bitmesin?




Bir diğer favorim ise bu minik NARS Orgasm allık. Bu küçük boyu Instagram'daki bir satış hesabında (tıklayın) bulmuştum. İyi ki de almışım. Çoğunlukla allıkların palet içi versiyonları ve seyahat boyları aynı pigmentasyona sahip olmuyor ama bu öyle değil. Her cilt tonuna yakışacak, ışıl ışıl, sağlıklı bir renk.




Son kozmetik favorim ise bir aydınlatıcı. NYX'in yeni ürünlerinden, DUO Chrome, yani değişik renk yansımalı aydınlatıcılarından Snow Rose rengi. NYX'in aydınlatıcı paletini sevmemiştim ben. Ürünler çok pudra pudra gelmişti. Bu öyle değil. Sürdüğüm yerde kabak gibi kalmıyor. Kolay yayılıyor. Aşırı pigmentli değil ama sürümü çok güzel. Beyaz ten için süper. 

Bu aydınlatıcıyı ve üstteki allığı uygulanmış halleriyle buraya tıklayarak görebilirsiniz.

Peki ya kozmetik dışı favorilerim? Okumaya devam edin. 



Görsel ntv.com 'dan alıntıdır.


Fi'den bahsetmeden edemedim. Sırf şu süper kadro için başladım izlemeye. İlk iki bölüm 'eh' filan dedim ama sonra baktım ki baya sarmış beni. Kitabını okumadım, direkt diziyi izledim. Farklı, güzel. 7-8-9'u bekliyorum!



Görsel tufanbaharat.com 'dan alıntıdır.


Toz tatlı biber. Allah yarabbi, nasıl sardım belli değil. Salataya, yumurtaya, yemeğe, makarnaya. Her şeye koyuyorum yahu! Belli bir marka olmasına gerek yok, hepsi aynı. 

İşte yazının sonu. Buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Okundukça, dönüş aldıkça daha çok yazasım geliyor. Eskisi gibi.

Mutlu haftalar. <3

Not: Maskarayı yorumlamayı unutmuşum. :) Inglot'un plastik taraklı maskarasını bitirdim. Çok güzel uzatıyor ve 10 üzerinden 6 hacim veriyor.


💙💙💙

25 Nisan 2017 Salı

Güneş Koruyucum || SkinCeuticals || #gorkitooneriyor



Günaydın! Mayıs yaklaşırken, bu sene biraz geç de olsa güneş yüzünü göstermeye başladı ve o malum soru yine biz bloggerlara yöneltildi. 'Hangi güneş kremini tavsiye edersiniz/kullanıyorsunuz?'  Ben her sene, keşfettiğim ve kullandığım ürünleri paylaşıyorum. Hatırlayanlar olacaktır; geçtiğimiz yıl Yves Rocher'in SPF'ine sarmıştım. Sonrasında da The Body Shop'unkine. Her ikisi de bitti ve ben bu sene yeni bir şey denemek istedim. Aradığım daha farklı bir dokuydu.

Geçtiğimiz aylarda firma gönderilerini karıştırırken La Roche Posay'in şu (tıklayın) kremini buldum ve kullanmaya başladım. Yaydıkça biraz beyazlaşan, kıvamlı bir krem gibi düşünebiliriz. Beni biraz soluklaştırsa da, suya dayanıklı olduğu için terlediğimde yüzümden uçup gitmemesi hoşuma gitmişti. Bir süre sonra, gayet memnunken yüzümden pul pul, adeta kir gibi dökülmeye başladı ve ben de yeni bir krem arayışına girdim. Yaz-kış ama özellikle yazın, severek kullanacağım bir koruyucu, yeni bir doku aramaya başladım.




Yeni güneş kremimi bulmak için Palladium AVM'deki eczaneye gittim. Oradaki görevliyle birlikte Darphin'in hassas ciltler için olan renkli güneş koruyucusunun bana uygun olduğuna karar verdik. Yapısı da çok hoştu ancak yüzüme uyguladığımızda her renkli koruyucu gibi çok koyu ve sarı durdu bende. Bu yüzden hiçbir şey almadan, araştırmaya devam etmek üzere çıktım ve eve döndüm.

Bir hafta sonra tekrar gittiğimde farklı bir görevli, Skin Ceuticals markasını neden düşünmediğimi sordu. Cevap basitti: 'Markayı tanımıyorum.' Bana kısaca bahsetti ve göz çevresi kreminin ve güneş koruyucusunun çok başarılı olduğundan söz etti. Rafı birlikte incelemeye başladık ve benim milyon tane soruma sabırla yanıt verdi. En sonunda şu anda yazısını okuduğunuz Mineral Radiance UV Defense (Universal Tint) SPF 50'yi aldım ve eczaneden yüzüm gülerek çıktım. Çıkarken kadın arkamdan 'bana teşekkür edeceksiniz' diye seslendi. 'Hep öyle diyonuz' dedim içimden.

Bugün bu kremi toplamda 13 gündür kullanıyorum. Geçen Pazartesi kadına teşekkür etmeye gittim. Ürünün hikayesini böyle uzun uzun anlattıktan sonra kendisiyle ilgili söyleceğim kısa ve net cümlelere geliyor sıra.




Cilt tonunuza adapte olduğunu iddia eden, tek renk seçenekli güneş kremleri ve bb kremleri bana adapte olamıyor valla. Sarı kalıyor, koyu duruyor. Dr. Jart da buna dahil. Bu sebepten Skin Ceuticals'ın renksizini mi, renklisini mi alsam diye epey düşündüm ama sonunda renklisinde karar kıldım. 

Üzerinde yazdığı gibi, tek bir renk seçeneği var ve benim yüzümle harika bütünleşiyor. Boynuma göre sarı kalmıyor çünkü şu ana kadar denediğim tüm renkli güneş kremleri arasında en grimsi/bejimsi olanı. <3

İyice çalkalayıp öyle kullanmanız gerekiyor çünkü yapısı MAC Face&Body gibi, kıpır kıpır. Çalkalayıp tüpü sıkıyorum ve bir çay kaşığı dolusu krem tüm yüzüme yetiyor.

Bitişi mat değil, ıslak değil ama capcanlı. Parmaklarımla krem sürer gibi yaydığımda yüzümle tamamen bütünleşiyor ve hiçbir şey sürmemişim gibi duruyor. Tüm bunları yaparken de renk eşitsizliklerimi gideriyor. Örtücülük konusunda da MAC Face&Body'e benzediğini ama ondan biraz daha kapatıcı olduğunu söyleyebilirim. 

Sabah sürüyorum, beş dakika sonra tenimle karışıyor ve akşama kadar oynamadan kalıyor. Ne örtücülük kaybı, ne de koruyuculuk kaybı yaşamıyorum.

Paraben içermiyor ve suya dayanıklı. 

Benim için en önemli kriterlerin yanına tik attı. Bir; yüzümde yapış yapış olmadı, sivilce yapmadı. İki; mimik çizgilerimi belli etmedi. Üç; rengi yüzüme ve boynuma uyum sağladı. Dört; örtüyor ama belli olmuyor ve hissi, duruşu asla fondoten gibi değil. Beş; nemlendiricimden beş dakika sonra uyguladığımda, benim için hem günlük bir renkli nemlendirici, hem bir güneş koruyucu, hem de göz ve kalan ten makyajım için mükemmel bir baz oluşturdu. 

Yine çara çöpe tepki gösteren bir cilde sahip olduğumdan, bir ürünü uygulama esnası kadar, sildikten sonraki süreç de benim için önemli. Sildikten sonra da yüzümü sabahki gibi buluyorum. Ne bir iritasyon, ne de kaşıntı, hassasiyet.

Son olarak, üstüne gerek pudra, gerek krem formüllü allıklar, bronzerlar çok rahat uygulanıyor. Ben bunu çok sevdim, çok!




Yüzümdeki duruşunu efektsiz, filtresiz görüyorsunuz. Dilerseniz fotoğrafa tıklayarak yakınlaştırabilirsiniz. 

 Bunu sürerek cildime iyi bir şey yaptığımı hissediyorum. Eğer iyi bir koruyucu arayışındaysanız, bana güvenin ve lütfen en yakın büyük eczanede bunu uygulattırın. 

Evet, fiyatı yüksek ancak 'bir ürünüm olsun; hem renkli nemlendiricim, hem fondotenim, hem güneş koruyucum olsun' derseniz, 50 ML'lik, her cilt tipine uygun bu ürüne bir şans verin. Beş farklı ten ürünü alacağıma, bittikçe bunu almayı yeğlerim. 

Ben eczaneden 189 TL'ye aldım. İyi ki renkli olanı almışım. 

İnternet üzerinden almak isteyenler için uyarı! Arama kutucuğuna Skin Ceuticals Mineral Radiance Universal Tint yazın. Renksiziyle karıştırmayın. :)

Şiddetle değil, sevgiyle öneriyorum. Sevgiler!



24 Nisan 2017 Pazartesi

En Sevdiğim Rujum || #gorkitooneriyor



Günaydıııın! Yepyeni bir hafta ve blogda yeni bir yazı. Çok sevdiğim bir kozmetik ürünü.

 Geçen sene Kasım ayında Kiko'dan yaptığım alışverişi Instagram ve Snapchat hesaplarımda paylaşmıştım. O günden beri en en en çok severek kullandığım rujum bu. Youtube kanalımda, videolarımda, Instagram ve Snapchat hikayelerimde hep bahsettim. E öyleyse blog arşivimde de bulunmalı, değil mi? Ülkemize geç de olsa gelen Kiko markasının Unlimited Stylo serisinin 01 Rosy Nude renginden bahsediyorum. 




Gri, hafif ambalajı, kapağı tam kapandığında tövbe estağfurullah fitile benziyor. İçerisinde 2 gram ürün mevcut ve bildiğim kadarıyla 21 renk seçeneği bulunuyor. Ben tabii ki en açık iki renk olan 01 ve 02'ye sahibim. Bugünkü konuğum, göz bebeğim 01. <3

Yapısını nasıl anlatsam... Böyle silikon içerikli bazlar var ya, yüzü pürüzsüzleştiren hani. Onlar gibi. Kaskatı değil ama sürümü zor, kuru. Ama bir yandan da köpük gibi. Bu ruju ilk denediğimde ilk izlenimlerimi paylaşmıştım. 'Yapısı çok garip, emin olamıyorum.' demiştim. 6 ay olmuş, ben hala aynı yerdeyim. Enteresan bir yapısı var. Altına dudak nemlendiricisi kullanmadan ruju sürmeyi denemeyin bile. Yapısı çok kuru olduğundan değil. Nemsiz dudağa rengini tam vermiyor. 




Sürdükten sonra ise dudağa öyle bir sabitleniyor ki... İddia ediyorum; en başarılı likit mat ruj da dahil, denediğim en kalıcı rujlardan daha kalıcı. Çok çok garip bir yapısı ama mükemmel bir rengi ve kalıcılığı var.

Renk ise 'ben'. İçinde çok az pembelik de bulunan bir bej rengi. Gün ışığında belli olmasa da, yapay ışık altında belli olan minik ışıltılar içeriyor ancak dediğim gibi normal ışıkta çıplak gözle gözükmüyorlar. Bitişi başta yarı mat/saten, gün içinde dudakta iyice kuruyup matlaşıyor.

Benim söyleyecek daha fazla bir şeyim yok. Kiko online satışa başlasa keşke diyor, yazımı bitiriyorum. Hoşçakalın!



17 Mart 2017 Cuma

YENİ KAPATICI: NARS Soft Matte Complete



Merhaba! Bir kapatıcı canavarı olarak, ten ürünlerine çok güvendiğim NARS'ın yeni ürününü yorumlamasam olmazdı. Esasında ben iyice deneyimledikten, yani paketi yarıladıktan sonra detaylı bir yazı yazmak istiyordum ancak ilk izlenimlerim o kadar çok soruldu ki, artısını, eksisini anlatayım dedim. Yaklaşık 10 gündür kullandığım NARS Soft Matte Complete kapatıcıyla ilgili düşüncelerimi merak ediyorsanız, okumaya devam edin.




İçerik bilgisi şuracıkta dursun, biz konuya girelim. Ürün; 6.2 gramlık, minik cam bir kavanozda geliyor. Çevirerek açılan siyah kapak klasik kauçuk NARS dokusunda. Kir tutmaya meyilli ama sade ve şık.




Renk skalası çok geniş. Ben Bağdat Caddesi NARS mağazasından satın aldım ve iki renk arasında çok gidip geldim. Markanın Radiant Creamy kapatıcısında Light 2 Vanilla'dan 3 tüp bitirdikten sonra Light 1 Chantilly rengine geçmiş, 2 tüp de ondan kullanmıştım. Light 1 çok daha aydınlık ve bütünleşmiş durmuştu bende.

İşte tam da bu yüzden bu yeni üründe Light 1 mi yoksa 2 mi alsam diye biraz düşündüm. Light 2 Vanilla alıp correctorsız kullanmayı tercih ettim. Rengi MAC'te NW 18-20 (pembe tabanlı) gibi düşünebiliriz




Yapısı ha-ri-ka! Ne yalan söyleyeyim, ismi mat olunca, bir de likit değil de böyle kavanozda olunca, dedim kesin beton gibidir ancak alakası yok. Parmağınızı dokundurduğunuz an ürün geliyor. Gayet kremsi. Sürümü, uygulaması çok kolay. Evet mat ama MAC Pro Longwear filan gibi kuru bir bitişi yok. Yine MAC'ten örnek vereceğim ama; Studio Finish kapatıcıdan daha ince, daha az mat, duruşu daha doğal ve sürümü ona göre çok çok kolay.




En önemlisi; sürdüğünüz bölgedeki çizgileri, gözenekleri, kurulukları belli etmiyor. Tabii ki iyi nemlendirdiğiniz takdirde. :)

Şuraya keşke ses kaydı filan koyabilsem de daha rahat anlatsam. Yapısı ve duruşu öyle muazzam ki, her uygulayışımda 'fondoteni olsa da sürsem' dedirtiyor. Hatta son iki gündür göz altlarıma ek olarak çeneme, dudak üstüme, kaşlarımın ortasına ve burun kenarlarıma da uygulamaya başladım. Tam kapatıcı diyemem ama örtücülüğü için 10 üzerinden 7-7,5 verebilirim.

Bence tek eksisi kalıcı olmaması. 1-2 saat sonra göz çevremin yorgun görünmeye başladığını farkediyorum ve hemen tazeliyorum. Tazelenebilitesi (o ne?) yüksek bir kapatıcı. Kat kat sürseniz de kalıp gibi durmuyor. 

Fikrimce en iyi uygulama yöntemi; yazısını 4 sene evvel ŞURADA yazdığım bu fırça ve parmaklar. Fırçadan hala iki tane var bende. Hala aynı memnuniyetle kullanıyorum bu arada. :)

Son olarak; kararsız kaldığım konuda şu anda birazcık sinirliyim kendime. Keşke Light 1'i alsaydım diyip duruyorum. Neden daha aydınlık olmasın yani? Bu renk morlukları güzel örttü ama göz altımda bir açığı daha iyi olurdu.

Bu ürünle ilgili söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Satış fiyatı 105 TL ve NARS mağazalarından, Sephora'lardan alabilirsiniz. Sevgiler. <3




14 Şubat 2017 Salı

Golden Rose Likit Mat 10 x Colour Pop Trap



Günaydın! Bugün çok sevdiğim, çokça da popüler olan iki ruju inceleyip karşılaştıracağız. Aslında blogumun bugünkü esas konuğu Golden Rose'un likit mat rujlarından 10 numaralı rengi ancak bu ruju Instagram'da ilk paylaştığım günden beri, 'Colour Pop Trap'le benziyorlar mı? Muadili olabilir mi?' soruları geldiği için yazının devamında iki ruju kıyaslıyor olacağım. 




Fırçalardan başlayacak olursak; Golden Rose'unki çok daha uzun ve yassı. Daha çok bir kapatıcı aplikatörünü anımsatıyor. Colour Pop'unki ise daha kısa ve ufak. Ben bu tarz fırçaları daha kullanışlı buluyorum. 

Bunun dışında biraz formüllerden bahsedeyim. Denediğim onca likit mat ruj arasında en başarılı bulduğum marka şüphesiz Colour Pop. Gerek aplikatörün minnoşluğu, gerek uygulama kolaylığı, kuruma hızı, kalıcılığı, renk skalası ve hatta rujlar üstündeki Colour Pop işlemesinin görünümü. Her anlamda en çok sevdiğim kendisi. 

Yerli markalara gelirsek, Pastel ve Golden Rose bence bu kategoride çığır açtı. Flormar'ınkileri henüz denemediğim için bir şey diyemiyorum ancak bu iki markanın likit rujlarını denemediyseniz muhakkak bakmanızı öneririm. Şimdi dönüyorum karşılaştırmaya.




Her iki rujun da yeni sürülmüş halini görüyorsunuz. Henüz ıslaklar. Üstteki Golden Rose 10, alttaki Colour Pop Trap. Dudakta ayrı ayrı duruşları birbirlerini anımsatsa da, bu şekilde yan yana bakıldığında epey farklı olduklarını anlıyoruz. Golden Rose bence biraz MAC Really Me'ye benziyor. (Tıklayın!) Ondan daha az pembelik, daha bol gri/leylaklık içeriyor diyebilirim. Ten renginize göre sizde gri, mor ya da tam da bu fotoğrafta göründüğü gibi durabilir. Yine MAC Really Me'de olduğu gibi sürmesi zor ama muazzam bir renk. Doğru göz ve ten makyajıyla inanılmaz görünebilir.

Trap ise kirli pembe kısmına biraz daha yakın. Tek başına görseniz, 'Aa, baya morumtrakmış.' dersiniz ama Golden Rose 10'la yan yana konulduğunda çok daha canlı ve koyu görünüyor.




Kuruyunca biraz daha yakınlaşıyor renkleri. Buna rağmen Golden Rose'daki leylak-grilik hala daha baskın. Colour Pop'un yapısının inceliğini, duruşunu ve kalıcılığını daha çok sevmeme rağmen Golden Rose'u renk ve ulaşılabilirlik anlamında daha çekici buluyor, daha sık kullanıyorum. 

Bu kadar anlattım anlattım, bari nereden, ne kadara ulaşabileceğimizi de hatırlatayım. Golden Rose'u kendi websitelerinden, Golden Rose standlarından ve mağazalarından alabilirsiniz. Colour Pop ise ülkemizde olmadığı için Instagram hesaplarından sipariş edebilirsiniz. Golden Rose'un satış fiyatı 20 TL iken, Colour Pop'u Instagram hesaplarında 25-40 TL arasında bulabilirsiniz. Sevgiler. <3



20 Ocak 2017 Cuma

MAC Really Me Ruj



Merhaba! Faux, Mehr ve Stone'dan uzun süre sonra ilk kez bir MAC ruja kaptırdım gönlümü. Zaten aylardır dudağımda, Instagram'da, Snapchat hesabımda görüyorsunuz kendisini. Bugün detaylıca bir inceleme ve kendisine en çok benzetilen ruj MAC Faux'la karşılaştırma vakti.




Really Me; MAC'in mat serisinden, hiç öyle görünmese de epey zor bir renk. Websitelerinde pastel nötr pembe diye tanımladıkları bu rengi ben; çok belirgin leylak-grilik barındıran soluk pembe diye betimleyeceğim. Zaten bu rengi zor kılan da, içerisindeki grimsi lilalık. Ben bol eyelinerla, göz makyajıyla çok tamamlayıcı buluyorum ve kendi ten rengime çok yakıştırıyorum ancak cilt alt tonu, dudak rengi vesaire gibi faktörler rujların duruşunu etkilediği için denemeden almamanızı önereceğim. Evet, çok soluk ama çok çok güzel bir ton.




Rujun duruşunu göstermeden önce bana çok sık sorulan bir soruyu yanıtlamak istiyorum. MAC Faux'ya benziyor mu? Hayır, inanın bana alakaları bile yok.




Really Me matken, Faux saten bitişli. Really Me daha soluk, Faux çok daha belirgin koyulukta. Zaten yukarıdaki görselde de açıkça belli oluyor. Bu arada ben ilk MAC rujumu aldığımda 38 Lira mıydı neydi. Şimdi 66 Lira olmuşlar. MAC mağazalarından ya da maccosmetics.com.tr den satın alabilirsiniz. Mutlu haftasonları. <3

Rujun duruşu için şuraya tıklayabilirsiniz.




18 Ocak 2017 Çarşamba

NYX Sweet Cheeks Allık Paleti ve Teşekkür :)



Merhaba! Bugün inceleyeceğimiz ürün; Nyx'in yılbaşında bloggerlara hediye olarak gönderdiği kutudan çıkan bu allık paleti. 

Paletlere karşı genel olarak sempati duymuyor muyuz? 'Seyahatte pratik olur, hepsini bir arada almak daha uygun olur.' diye diye sepete atıyoruz. Peki gerçekten hakkını veriyor muyuz? 

Kendi adıma konuşayım. Şu ana kadar tüm allık/yanak paletlerimi hevesle aldım ama hiçbirisini tam anlamıyla kullanamadım. Bana sorarsanız; gerekli gereksiz, bazen popüler olan, olmayan renkleri harmanlayıp çekici göstermenin ve sattırmanın bir yolu paletler. En azından benim için öyle. 'İçindeki her rengi kullanırım.' diyerek aldığım ya da kullandığım hiçbir palet olmadı sanırım. 

Tabii bir de şu var; genelde paletteki allıklar, markaların tekli allıklarına göre daha az renk veriyor. İsim aynı, marka aynı, ürün aynı ama paletin içindeki daha zayıf. Bu durumla NARS markasının paletlerinde sıkça karşılaşıyoruz. Neyse, lafı çok uzattım. Şöyle toparlayayım...




Bu ürün de tıpkı ismi gibi tatlı ve ötesi görünüyor ancak firma göndermese almazdım. Neden mi? Gelin, eksi ve artılarından bahsedelim. 

Öncelikle ambalajı çok dayanıklı olmasa da sade ve şık. Palet ağır değil, rahat taşınabilir. Zaten her biri 3,5 gram olmak üzere toplamda 8 renk içeriyor. Üst sıra, alta nazaran hafif ışıltılı ve daha pigmentli. Yapıları kremsi değil, çok pigmentli de değiller. Pigmentasyon itibariyle bu paletteki herhangi bir renkle palyaçoya dönmeniz imkansız gibi ANCAK, mat renkleri hangi fırçayla uygularsam uygulayayım, yüzümde kalıp gibi kalıyorlar. Üst sırada bu durumla karşılaşmadım ancak alt kısımdaki renklerin hepsi yayılmaya pek müsait değil bence. En güzeli iki üç renk karıştırıp öyle uygulamak. Bu paleti kullanmamın tek yolu benim için bu. Biraz da far olarak belki.




En olumlu bulduğum yanı ise; diğer markaların allık paletlerine göre çok uygun fiyatlı olması. 56 TL'ye 8 tane allık alabiliyorsunuz. (Bak, az önce yukarıda bahsettiğim zihniyetim yine konuştu. :D ) NYX ürünlerini buraya tıklayarak ya da İstanbul Suadiye'deki mağazalarından satın alabiliyorsunuz.






Tabii şimdi ben böyle düşünüyorum ama 'palet harikaaa' diyenler de olacaktır. Bu da kimi zaman bir başkasını çürütmek için olsa da, çoğu zaman gerçekten zevkler farklılık gösterdiği içindir. Zaten 100 farklı kişi 100 farklı şekilde düşünsün, yorumlasın diye gönderiyorlar bu ürünleri bizlere. 

Unutmayın ki her ürün kişinin zevkine, beklentisine göre farklı düşünceler doğurabilir. Bu blog tamamen şahsi deneyimlerim ve fikirlerimi içeriyor. Aa, bir de bugün blogumun 5. yaş günü. İyi ki açmışım bu sayfayı, iyi ki yazmışım, saçmalamışım, yine yazmışım, gitmişim, yine gelmişim. İyi ki okudunuz bu satırları, en başından beri. Çok teşekkür ederim. Siz okumasanız, izlemeseniz ben burada barınamam. Aylarca kendi kendime yazdığım zamanları, bugün sizin desteğinizle günde bilmem kaç bin kez okunduğumu unutmamayı, beni sosyal medyada duyuran, kabul ettiren sizlere beslediğim minnet duygusunu hiç kaybetmemem dileğiyle. Çok teşekkür ederim. <3



16 Ocak 2017 Pazartesi

Önerdiğim Maskaralar || 2017



Selam! Burası benim dönem dönem çeşitli sebeplerden ötürü koptuğum ama her defasında hevesle geri döndüğüm blogum. Şu sıralar yazmaya hevesim var, denediğim, sevdiğim ve sevmediğim çok ürün var. Öyleyse buradayım, başlayalım. :)

Son dönemde çok severek kullandığım birkaç maskaradan başlamak istiyorum. Uzunca bir süredir ne zaman Snapchat'te video yayınlasam, 'kirpiklerinde ne var?' sorusunu duyuyorum ve hep aynı maskaraları sürüyorum. Öyleyse bu yazı, soranlara toplu cevap olsun. 


Maybelline Push Up Angel

İncecik, kıvrık, yer yer taraklı fırçasına hemen alışamadım, alışınca da vazgeçemedim. Chanel Le Volume (siyah) bittiği halde bir süredir tekrar satın almayı erteliyorum. Sebebi kesinlikle bu maskara. Kirpikleri dipten uca tarayarak uyguluyorum. Tek kat uygularsam hafif yapıştırıyor. Ben en çok sabırla iki kat uygulamayı seviyorum. Dolgunluk, siyahlık, uzunluk ve kirpikleri kivrik tutma. Bir de akmıyor, bende dökülme de yapmıyor. Sevmediğim bir maskara sürdüysem onun üzerine de bir kat geçiyorum ve kirpiklerim kaşlarıma değiyor. Chanel Le Volume kadar çok sevdiğim bir maskara buldum, severek kullanmaya devam. :)


Chanel Le Volume No:80 

Siyahından tüp tüp bitirdim, bir de kahverengisini deneyeyim dedim. Siyah kadar keskin değil, yine akmıyor, kokmuyor, kolay temizleniyor ancak siyah versiyonu kadar dolgunlaştırmıyor. Halbuki fırça aynı fırça, formül aynı formül. Bilemedim. Siyahına nazaran günlük kullanıma daha uygun, zaten bu yüzden elimden düşmüyor.


Yves Rocher Vertige

Fırçasız maskara. Kıl gibi, plastik bir çubuk düşünün, tüm kirpikleri dolgunlaştırarak kavrayan, alt kirpikleri ağzınıza kadar uzatan ve akmayan. Simsiyah. Özellikle çok kısa ve hacimsiz kirpikler için harika.


Essence Lash Princess

Çekmeceme en son katılan maskara bu. Instagram görsellerindeki popüleritesine daha fazla karşı koyamadım ve aldım. İki haftadır ara ara deniyorum ve eski Maybelline Black Drama'ya benzettim. Ne çok severdim, sürerdim, önerirdim onu. Sonra değiştirdiler yapısını, vıcık vıcık bir şey oldu. Lash Princess bana özlediğim Black Drama'yı anımsattı. Yine akmayan, dökülmeyen, kolay çıkan, dozunda dolgunluk ve uzunluk veren bir maskara. Hacim konusunda Push Up Angel ve Yves Rocher'e göre biraz daha zayıf ama gerçekten çok başarılı.


Bugünlük yormayayım gözlerinizi. Yazacak, söyleyecek çok şeyim var. Bir dahaki yazıda görüşürüz. :)

*Özlemişim yazmayı. İnşallah siz de okumayı. <3